eksibesiktas

Nobre, Nobre Nobre…

In Mert Nobre, Yuki The Zorba on 02/03/2009 at 11:36

Bu tezahüratı hiç sevmedim ama daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu işte… Sanki biraz geçiştirmelik… Zamanında daha iyisini karşı tarafın tribünleri yazmıştı bu adam için… O yüzden bir garip zaten… Bobo, Delgado ya da Tello’ya atfedilen tezahüratların yanında epey düşük profilde ve coşkusuz…

Konu tezahürat değil, şimdilik… Konunun başı yukarıdaki resim… Bu resim Nobre sevgimi anlatmaya yetiyor heralde… Taraftarın Pazar akşamı yediğimiz ilk pozisyonda futbolcuların yüzüne bakınca gördüğü o şaşkınlığa isyanı bu sevgi… Seneler önce Toshack Beşiktaş’ı bırakıp (çok şükür ki) Real Madrid’e gittiğinde ve tabii ki Real Madrid’i de çökerttiğinde “Futbolcularım sahada kafası kesik tavuklar gibi, ne yaptıklarını bilmeden koşturuyorlar” demişti… Beşiktaş futbol takımı da bu tanımlamayı sonuna kadar hak ediyordu işte…

Nobre’yi farklı kılan ise, hep doğru şeyleri yapmaya çalışması… Doğru yere gidip topu indirmesi, doğru yerde topla buluşması, en yakındaki arkadaşına pasını vermesi… Nitekim kimse ondan Pascal gibi 70 metrelik bir pasla Münch’ü kaleciyle karşı karşıya bırakacak bir süperstar olmasını istemiyor… Ve tabii ki, bitmek bilmeyen enerjisiyle Rafael Nadal usulü pes etmezliği… Taraftar da onu on haftalık gol orucunda (ah Fotomaç) bu yüzden bağrına bastı işte…

Sonuçta geldiğimiz yer ise Pazar günü… Nobre, kendisine bu vasat-altı tezahüratla, ama gür sesle seslenen Beşiktaşlılara sırtını döndü ve kulübesine gitti… Sahada iyi bir golcü varken bir başkasını sahaya istemek ne kadar riskli bir hareket görmüş olduk böylece… Bobo’yu zaten kaybederken, Nobre’yi de taraftar aracılığıyla kaybetmek… Sakın bu bir vedaya dönüşmesin?

Holosko geldiğinden beri, hepsini ayrı ayrı, ve hepsini aynı şekilde sevdiğimden olsa gerek her maça, hangisi yedekse, ona üzülerek başlıyorum… Şu yazıya bile yansıyan kafa karışıklığını bu ruh hali açıklayabilir sanırım…

edit: Bir nokta muallakta kalmış, yorumlardan okuduğum kadarıyla… Sanki taraftar Nobre yerine Bobo’yu istiyor gibi anlaşılmış, anlatmak lazım… Tribünde 5. dakikada “Şu Serdar’ın yerinde Holosko olsa ne fark eder, ne kaybeder Beşiktaş” dedim. Tam o sırada arkamdaki arkadaş uzanıp, “Bobo oynasın, Bobo” deyiverdi… O arkadaş mesela, 2. forvetten bahsediyordu, tıpkı benim gibi… Ama eminim ki, Bobo haftaiçinde o golleri (biri penaltıdan) atmasa bu kararlılıkta olmayacaktı! Tribün de aynı bu şekilde ikinci forveti istedi Nobre’nin yanına… Bunu Bobo’yu kaybetmemek için istedi! Ama Nobre, o sahada oynayan tek forvetken, onun yerine Bobo’nun istendiğini düşündü ve ister istemez üzüldü… Bunu hesap edebilmek, taraftarın en asli görevi… “Pozisyon golmüş Allah Belanı Versin” diyen taraftar, “Mustafa Denizli al ikinci forveti ” de diyebilirdi mesela!

Sonuçta, kanımca, taraftar da, Nobre de, Denizli de bu hafta sınıfta kaldı gözümde… Taraftar bu hesabı yapamadı, Nobre taraftarın onu sattığını düşünerek, taraftara sırt döndü, Denizli taraftarın Bobo’yu isteyeceğini bile bile inat etti! Bu iş böyle olur mu, olmaz tabii…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: